İLİMDEN İRFANA YOLCULUK ...

... Öz Kültürümüz ve Şahsiyetimiz İçin

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana Sayfa Dosya Konuları Hac ve Kurban Zilhicce Ayının İlk On Günü

Zilhicce Ayının İlk On Günü

e-Posta Yazdır
alt
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’adır. Salât ve selâm, peygamberlerin sonuncusu Rasûlullah’ın, ailesinin, ashabının ve kıyamete kadar onları dost edinen herkesin üzerine olsun.

Onuncu günü Kurban Bayramı olan Zilhicce ayı, içerisinde hac ibadeti yapılan mübarek bir aydır. İmam Buhârî rahimehullah’ın, İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ettiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Başka günlerde yapılan hiçbir sâlih amel bu günlerde, yani Zilhicce’nin on gününde yapılanlar kadar Allah’a sevimli değildir." Dediler ki: "Ey Allah’ın Rasûlü! Allah yolundaki cihad da mı?" Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Evet cihad da değildir. Ancak bir kimse malıyla, canıyla cihada çıkar da bunların hiçbirisiyle geri dönmezse o müstesna (sadece onun ameli bu günlerdeki amellerden daha faziletlidir).”

 
İmam Ahmed rahimehullah’ın İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
 
"Allah katında, içinde amel edilen bu on günden daha büyük ve daha sevimli başka hiçbir gün yoktur. Bu günlerde kelime-i tevhidi, tekbiri ve hamdeleyi bol bol söyleyin."
 
İmam İbn-i Hıbban rahimehullah da Sahih’inde Câbir radıyallahu anh vasıtasıyla Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
 
"Günlerin en faziletlisi arefe günüdür."
 
BU ON GÜN İÇİNDE YAPILACAK AMELLER
 
1. Haccı ve umreyi edâ etmek: Bu, yapılacak amellerin en faziletlisidir. Pek çok hadis-i şerif bunun faziletine delâlet eder. Bu hadislerden birinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
 
“Umre, ikinci bir umreye kadar aralarında yapılan (küçük) günahlara keffâret olur. Kabul edilmiş bir haccın ise cennetten başka mükâfatı yoktur." (Buhârî, Müslim) Bu konuda başka birçok hadis vardır.
 
2. Bu günlerde veya imkân bulduğu kadarında -özellikle arefe gününde- oruç tutmak: Şüphesiz oruç, amellerin en faziletlilerindendir ve Allah’ın kendisi için seçtiği bir ameldir. Nitekim kudsî bir hadiste şöyle buyrulur:
 
"Oruç, Benim içindir ve onun karşılığını Ben veririm. Çünkü oruç tutan, şehvetini, yemesini ve içmesini Benim için terk etmiştir." (Buhârî, Müslim)
 
Ebû Said el-Hudri radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini nakletmiştir:
 
"Bir kul, Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah buna karşılık onun yüzünü yetmiş yıl cehennemden uzak tutar." (Buhârî, Müslim)
 
Bu hadisteki yetmiş yıl uzaklıktan kastedilen, o kul ile cehennem arasındaki mesafedir.
 
Müslim’in Katâde’den yaptığı rivayette ise Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
 
"Arefe gününün orucuna gelince, Allah’tan ümidim odur ki o, sonraki bir sene ve önceki bir senenin (günahlarına) keffaret olur."
 
3. Bu günlerde çokça tekbir getirmek ve zikir yapmak: Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Onlar belli günlerde Allah’ı zikrederler." Âlimler tarafından bu günlerin, Zilhicce’nin on günü olduğu yorumu yapılmıştır. İmam Ahmed’den gelen İbn Ömer hadisinden dolayı âlimler bu günlerde çokça zikretmenin müstehab olduğunu söylemişlerdir. Söz konusu hadiste şöyle buyrulur: "Bu günlerde kelime-i tevhidi, tekbiri ve hamdeleyi bol bol söyleyin." İmam Buhârî’nin haber verdiğine göre; İbn Ömer ve Ebû Hureyre radıyallahu anhuma bu günlerde çarşıya çıkıp yüksek sesle tekbir alırlar, işitenler de onlarla birlikte tekbir getirirlerdi. İmam İshak rahimehullah’ın rivayetine göre fakih tabiîler bu günlerde şöyle derlerdi: "Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber ve lillahil hamd." Çarşılarda, evlerde, yollarda, mescitlerde ve daha başka yerlerde yüksek sesle tekbir getirmek müstehabdır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Size hidayeti nasip etmesine karşılık Allah’ı tazim etmeniz için..." Toplu tekbir ise caiz değildir. Bu, tek bir sesle topluluğun koro halinde söylemesidir. Seleften böyle bir şey nakledilmemiştir. Sünnet olan, herkesin kendi başına tekbir getirmesidir. Bütün zikirlerde ve dualarda durum böyledir. Ancak bilmeyen bir kimseye öğreninceye kadar başkası tarafından telkin yapılabilir. Kişinin tekbir, hamdele ve tesbih çeşitlerinden kolayına geleniyle zikretmesi ve diğer meşru duaları yapması caizdir.
 
4. Amellerin Allah’ın rahmet ve mağfiretine sebep olması için tevbe etmek ve günahları terk etmek: Günah ve masiyetler, Allah’tan uzaklaşmanın ve huzurundan kovulmanın sebebidir. İyilikler ve itaatler ise O’na yakın olmanın ve sevgisini kazanmanın sebebidir. Ebû Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
 
"Allah Teâlâ müminler hakkında gayret ve hamiyet gösterir (iyilik ve mutluluk diler) Allah’ın gayreti, Allah’ın haram kıldığı şeyleri mü’minlerin işlememesi içindir." (Buhârî, Müslim)
 
5. Namaz, sadaka, cihâd, Kur’an okumak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak gibi ibadetlerin nafilelerinden olan salih amelleri bol bol yapmak: Bunlar, bu günlerde sevabı kat kat verilecek amellerdir. Çünkü bu günlerde işlenen salih amel, diğer günlerde işlenen salih amelden, (hatta amellerin en faziletlisi olan cihâddan bile) Allah’a daha sevimli, daha faziletlidir. Ancak cihada giden kimsenin atı yaralanır, kendisi de can verirse o müstesna (hadiste belirtildiği gibi sadece onun ameli bu günlerdeki amellerden daha faziletlidir.)
 
6. Genel olarak bayram namazına kadar her gece ve gündüz tekbir getirmek dinin tavsiye ettiği bir ibadettir. Bir de dinin koyduğu özel bir tekbir vardır ki o da cemaatle kılınan farz namazlardan sonra getirilir. Bunun vakti hacı olmayanlar için arefe günü sabah namazından itibaren, hacılar için kurban bayramının birinci günü öğlen namazından itibaren başlar ve bayramın dördüncü günü akşam namazına kadar devam eder. (Bunlara teşrik tekbirleri denir.)
 
7. Kurban bayramının birinci ve teşrik günlerinde kurban kesmek meşru kılınmıştır. Bu, atamız, Halilullah İbrahim aleyhisselatu vesselam’ın bir sünnetidir. Onun zamanında oğlu İsmail için Allah tarafından fidye olarak büyük bir kurbanlık gönderilmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre o, boynuzlu ve alaca renkli iki koçu kurban etmiş ve ayağını onların böğürlerine koyup tekbir getirerek ve besmele çekerek kendi eliyle kesmişti. (Buhari, Müslim)
 
8. İmam Müslim’in ve diğer hadis imamlarının Umm Seleme radıyallahu anha’dan rivayet ettiklerine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
 
"Zilhicce ayına girdiğiniz ve sizden biriniz kurban keseceği zaman (kendi) kıllarından ve tırnaklarından almasın." (Başka bir rivayette: "Kurbanı kesinceye kadar (kendi) kılından ve tırnağından almasın." ifadesi geçer.) [saç, sakal, bıyık, etek tıraşı ve koltuk altı kılları gibi...] Belki de bu, yanında hac kurbanı götüren kimseye benzemek içindir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
 
"Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin."
 
Görüldüğü kadarıyla bu yasaklama sadece kurban sahibine yöneliktir. Kurban sahibinin eşini ve çocuklarını kapsamaz. Ancak onların kendilerine ait bir kurbanlıkları olursa onlar da yasağın muhatabı olurlar. Başını yıkamakta, bir şey düşse bile ovalamakta bir sakınca yoktur.
 
9. Bir Müslümanın namaz kıldığı yerde bayram namazını da edâ etmeye çabalaması, hutbeyi dinleyip ondan yararlanması gerekir. Bu bayramın hikmetini ve onun şükretme ve iyilik yapma günü olduğunu anlaması gerekir. Onu, kötülük ve şımarıklık günü haline getirmemelidir. On günde işlediği salih amellerin boşa gitmesine sebep olabilecek şarkı, eğlence ve sarhoşluk verici şeyler gibi haramlara dalmamalı ve bu günleri bir günah mevsimi haline dönüştürmemelidir.
 
10. Bu günlere ulaşan Müslüman her erkeğin ve kadının bu günleri Allah’a itaatle, O’na zikirle ve şükürle, farz ve vacipleri yerine getirmekle, kötülük ve yasaklardan sakınmakla ve Mevlasının rızasını talep etmek için Allah’ın rahmet esintilerinin peşinden koşmakla değerlendirmesi gerekir.
 
Başarıyı lütfedecek olan ve hidayetin sahibi olan Allah’tır. Allah’ın salât ve selâmı Muhammed’e, onun ailesine ve ashabına olsun.
 
Allame eş-Şeyh Abdullah İbn Abdurrahman el-Cibrîn
 
Çeviren: Dr. Ahmet İYİBİLDİREN
 
 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Sizden, hayra dâvet eden ve iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar felâha erenlerdir.” (Âli İmrân, 104)